“Hayır” diyebilmek neden bu kadar zor?

"Hayır" diyebilmek neden bu kadar zor?

“Başkalarına ‘evet’ derken, kendinize ‘hayır’ demediğinizden emin olun” demiş Paulo Coelho… Olumlu görünen ‘evet’ kelimesini yerinde ‘tüketmek’ gerekiyor çünkü bir süre sonra ‘hayır’ın önüne geçebiliyor. Bu da uzun vadede bize öfke, hayal kırıklığı gibi olumsuz duygular olarak geri dönebiliyor.

Evde, işte ya da arkadaş ortamında… Belki bilerek, belki de farkında olmadan bir türlü hayır diyemiyorsunuz. Kimseyi kırmak istemiyor, herkesin yardımına koşmaya çalışıyorsunuz. Ama dikkat edin!Bu durum ileri boyutta size zarar verebilir. Sandığınızın aksine, sınırları baştan çizmek ve koruyabilmek daha sağlıklı; size mutlu olacağınız bir ortam sağlıyor. İstanbul Aydın Üniversitesi VM Medical Park Florya Hastanesi Klinik Psikoloğu Özlem Kelle ile hayır diyememenin dayanılmaz ağırlığını konuştuk.

‘Hayır’ demek neden zor geliyor?

Aile ortamımız, sosyal yaşamımız, iş hayatımız gibi insani ilişkilerimizin oluştuğu ve şekillendiği ortamlarda kendimizi bütünün bir parçası olarak görmek isteriz. Bireyselliğimizin yanında ilişkilerimizi doyurucu hale getiren ait olma duygumuz da önemli bir yer tutuyor. İçinde bulunduğumuz kültürün öğretileri gereği bireyselliğimizi korumak adına ‘hayır’ demeyi grubun dışında olmak şeklinde algılayabiliyoruz.

Hayır dediğimizde toplumun diğer üyeleri tarafından bencil ya da kötü insan olmakla yargılanacağımızı ve reddedileceğimizi düşünüp korku, kaygı yaşayabiliyoruz. Hayır deyip tüm bu olumsuz yargıların ve duyguların hedefi olmaktansa her şeye rağmen ‘evet’ demek birçoğumuzun öncelikli tercihi olabiliyor. Kişisel sınırlarımızı koruyamadığımız, evet’ lerimizin yoğun olduğu bu ortamlarda hayır demek, gün geçtikçe daha zorlaşabiliyor.

Çocukken kolay da büyüyünce zorlaşıyor

Erken çocukluk dediğimiz dönemde dünyayı keşfetmeye ve anlamaya başlarız. Dünya bizim etrafımızda döner, anne ve babamız bize göre şekil alır, hayatlarını bize göre düzenler. Onlardan gelen ‘hayır’lara fazlasıyla direnç gösterirken, kendi hayatımıza ve alanımıza yönelik sınırlarımız nettir. Brokoli yemek istemiyorsak ya da annemizin ısrarla istediği kazağı giymek istemiyorsak rahatlıkla hayır deyip diretebiliriz.

Ve biliriz ki hayır desek de diretsek de ailemizin bir üyesi, anne ve babamızın çocuğu olmaya devam ederiz. Ancak yaş geçtikçe ve gelişim evrelerimizi tamamladıkça yaşam alanımız sadece evimizden ibaret olmaz. Okul, iş gibi farklı ortamlara girdikçe ve insani ilişkileri deneyimledikçe hayatımıza giren diğer insanların ‘hayır’ larımızı anne ve babamız kadar tolere edemeyeceğini düşünürüz. ‘Hayır’ dediğimizde sevilmeyeceğimiz ve değer görmeyeceğimiz fikrine kapılabilir, reddedilmeye ilişkin korku ve kaygılar yaşayabiliriz. Bu olumsuz düşünce ve duygular da yetişkinlik dönemimizde girdiğimiz ortamlarda ‘hayır’ dememizi zorlaştırıyor.

Reddedilmek neden korkutur?

İnsan sosyal bir varlık. Gelişmek ve olgunlaşmak için insani ilişkilere ihtiyacımız var. Bebekler üzerinde yapılan zihinsel gelişime yönelik araştırmalar gösteriyor ki beyin gelişiminde, kurulan sosyal ilişkilerin önemli bir rolü var. İlişkilerin gelişimi destekleyici, besleyici rolünü duygusal ve sosyal gelişimimizde de görüyoruz. Bir gruba ait olma, sevme-sevilme ihtiyaçlarımız var ve bunu ancak kurduğumuz ilişkilerle karşılayabiliyoruz. Gruba ait hissetmeme, dışlanma ve içe kapanma ise bu ihtiyacın karşılanamaması anlamına geliyor. Ve bu da bize korku ve kaygı veren bir durum olabiliyor.

Kişisel gelişime olumlu katkısı

Kendimize yönelik farkındalığımız kişisel gelişimimizde önemli bir rol oynar. “Neyi yapabiliriz, neyi yapamayız; neye yönelik toleransımız yüksek, sabrımızın tükendiğini nasıl hissederiz; neyi severiz, hoşlanmadığımız durumlar nelerdir” gibi birçok sorunun cevabını verebilmek bize yaşamda kendimize ait bir alan oluşturmaya zemin hazırlar.

İhtiyaçlarımızı, ilgi alanlarımızı, güçlü ya da geliştirmemiz gereken yönlerimizi bilmek, yaşamımızı daha gerçekçi bir zemine dayandırmayı ve bunun akabinde mutlu bir yaşam sürmeyi sağlar. Bu farkındalık bize uzun vadede sağlıklı özgüveni ve yaşamımızda karşılaştığımız zorluklarla baş etme gücünü de verir. Hayır diyebilmek de kendimize yönelik farkındalığımızın bir göstergesidir. Hoşlanmadığımız ya da ihtiyaçlarımızın geri plana atıldığı bir duruma hayır diyebilmek, kendimize kurduğumuz alanı korumayı sağlar. Böylelikle kendimize olan inancımızı ve güvenimizi de güçlendirmiş oluruz.

Evimizde ‘hayır’ diyebileceğimiz, sınır koyabileceğimiz bir alana örnek verebilir misiniz? Örneğin çocuğumuza hayır dediğimiz halde neden sözümüzü dinlemiyor? Acaba doğru bir şekilde sınır çizemiyor muyuz?

Hayır demeden hayır demenin yolları

Nasıl mı? İşte bazı öneriler…

• Yardımcı olmayı çok isterdim ama yapamam.
• Şu an müsait değilim, bu konuyu daha sonra konuşalım mı?
• Beni düşündüğün için teşekkürler ama şu an mümkün değil.
• Bu seferlik beni pas geçersen sevinirim.
• Kusura bakma, sana bugün yardımcı olamayacağım.
• Üzgünüm ama bunu kabul edemem.
• Yardıma ihtiyacın olduğunun farkındayım ama bunu şu anda yapabilmem mümkün değil.
• Önerdiğin şey mümkün değil ancak onun yerine şöyle bir şey yapabiliriz.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir