Moody’s not indirdi, Borsa İstanbul düştü, şimdi ne olacak?

Moody's not indirdi, Borsa İstanbul çöktü, şimdi ne olacak?

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s’in cuma gecesi yaptığı not indirimi sonrası Borsa İstanbul’un ilk seansı % 3.80 düşüşle sonuçlandı. Sadece bir gün içerisinde BIST’ın 3.080 düşmesi moralleri bozarken çöküş olarak nitelendi. Şimdi gözler bundan sonrasında ne olacağında…

Moody’s tarafından yapılan bu not indirimi, Türkiye’nin artık “yatırım yapılabilir ülkeler” listesinden çıkarılması anlamına geliyor. Bu listeden çıkınca uzun vadeli emeklilik fonlarının “zorunlu satış” yaparak Türkiye’den çıkması gerekiyor. Bu durumda zaten yüksek olan borçlanma maliyetlerinin daha da artması bekleniyor. Emeklilik fonlarının çıkış rakamanın da birkaç milyar dolara ulaşacağı tahmin ediliyor.

Piyasa uzmanlarına göre zaten uzun zamandır negatif izlemede olan Türkiye için not indirimi sürecinin undan sonrasında asıl önemli olan, yatırım yapılabilir seviyenin altında olmanın orta ve uzun vadedeki etkileri olacak. Bu noktada da devreye ‘en az iki kredi ajansından yatırım yapılabilir notuna sahip olma’ kriterine göre yatırım yapan uzun vadeli emeklilik fonları ve diğer büyük yatırım fonlarının Türkiye’den mecburen çıkmaları gerçeği giriyor.

Son iki ayda yayınlanan üç farklı yabancı kuruluşun Türkiye’ye ilişkin raporunda, Türkiye’nin iki kredi ajansından yatırım yapılabilir statüsünü kaybetmesiyle ülkeden 7, 10 ya da 13 milyar dolar para çıkışı yaşanacağı öngörüsü yer aldı. Son olarak geçen Cuma günü yine uluslararası bir bankanın müşterileriyle paylaştığı Türkiye raporunda ise uzun vadeli emeklilik fonlarının not indirimi ile oluşacak ‘zorunlu satış’ miktarının 2 buçuk – 3 milyar dolar civarında olacağı belirtildi. Ne kadar olacağı konusunda öngörüler farklı olsa da, para çıkışının kaçınılmaz olduğu görülüyor. Türkiye’nin 3 büyük bankasının piyasalarla ilgili üst düzey yöneticisinin önümüzdeki döneme ilişkin beklentisi, ‘Moody’s’in değerlendirmesinin siyasi olduğunu düşünüp tepki verenler kadar olumsuz değil…

Artık notun yatırım kararları için artık tek başına etkili olmadığını hatırlatan piyasa uzmanları, önümüzdeki döneme ilişkin beklentilerini şöyle özetledi: “Bizim için en iyi haber elbette notu korumamızdı. Ancak olan oldu. Moody’s’in değerlendirmesini tamamlaması, bir süredir not açıklandıktan sonra pozisyon almayı bekleyen araftaki yatırımcıların durumunu netleştirecek. Elbette Moody’s ile aynı fikirde olmayan büyük fonlar ve yatırımcı kuruluşlar söz konusu. Not kararını bekleyenlerin bir kısmı ya şimdi Türkiye’ye girecek ya da hiç gelmeyecek. Dolayısıyla bekleyenlerin gelişmekte olan piyasalara olan ilgiyle birlikte Türkiye girişleri, mecburi satış yapanların olumsuz etkisini dengeler. Bu açıdan bakıldığında en kötü senaryolardan biri gerçekleşti ancak olumlu bakış açımızı koruyarak, reformlarla güçlenmeye devam etmeliyiz.”

NOT indiriminin piyasada yaşanacak çıkışların yanı sıra borçlanma maliyetlerini artıracağını hatırlatan piyasanın önemli portföy şirketlerinden birinin üst düzey yöneticisi, “Meseleye olumlu bakmak gerekirse şunu söyleyebiliriz; bugün dünyada hala devlet bono-tahvillerinin yüzde 30’u negatif faizle işlem görüyor. Kalan yüzde 70 ise yüzde 1’in altında faizle alınıp satılıyor. Türkiye’nin borçlanma maliyetlerinin bir miktar artışı, getiri arayan yatırımcı için bir fırsattır. Rekabet gücümüzü zayıflatmasının yanında bize olan ilgiyi arttırır. Bu da aranan dengenin gelmesine katkı sağlar.”

Gelişmekte olan ülkelere para girişinin 2016’da devam ettiğini ve hatta son 12 haftadır arttığına değinen piyasa uzmanlarının bundan sonrası için beklentisi özetle şöyle: “Gelişmekte olan ülkeler bu yıl iyi performans gösterdi. Türkiye içeride ve bölgedeki gelişmelerden dolayı bu ülkelere eşlik edememişti. Ancak bundan sonrasında düşük faiz ortamında gelişmekte olan ülkelere ilginin devam etmesi Türkiye’ye yarayabilir.”

İran halkı kredi kartıyla tanıştı

İran halkı kredi kartıyla tanıştı

İran’daki bankalar, iç piyasayı canlandırmak amacıyla müşterilerine ilk kez kredi kartı dağıttı. Daha ilk günden on binlerce kişinin kredi kartı sahibi olmasıyla ülkede yeni bir dönem başladı.

İran basınında yer alan haberlere göre, ülkenin ekonomisini güçlendirmek amacıyla çıkarılan kredi kartları, Merkez Bankası tarafından belirlenen en alt limit 100 milyon riyal (2800 dolar), 300 milyon riyal (8400 dolar) ve en üst limit 500 milyon riyal (14 bin dolar) olmak üzere üç farklı kart limitiyle halka sunuldu.

Bankalar tarafından verilen kredi kartlarının uluslararası kredi kartı şirketleriyle bir ilişkisi olmadan sadece ülke içinde kullanılabileceği belirtildi. Bank Millet’le birlikte kredi kartlı döneme giren iki bankadan biri Ayende Bank’ın ilk gün 12 binden fazla kredi kartı dağıttığı bilgisi verildi.

Kredi kartının daha önce kullanılmadığı İran’ın bankacılık sisteminde sadece banka kartları ve ön ödemeli kartlar kullanılıyordu. Ülkeyi ziyaret eden az sayıdaki yabancı turist, kredi kartının ne olduğunu hiç bilmeyen yerel halkla tanışmanın şaşkınlığını yaşıyordu.

Kredi Borcu Yapılandırmada 72 Taksit Olacak mı?

Başbakan Binali Yıldırım’ın pazartesi akşamı müjdesini verdiği 72 ay vadeli borç yapılandırmada sadece kredi kartı borçlarından söz etmesi kafaları karıştırmıştı. Müjdeyi verirken “Kredi kartı borçlarında yapılandırma yapıyoruz” şeklinde bir cümle kurması, bu uygulamanın ihtiyaç kredisi borçları için de olup olmayacağını belirsiz bıraktı. İhtiyaç kredisi borcu olup da 72 ay vadeli yapılandırma fırsatından yararlanmak isteyen ziyaretçilerimiz, bu konuda net bilgi almak istiyorlar.

Hürriyet Gazetesinin verdiği bilgiye göre mevcut ihtiyaç kredisi borçları da 72 ay taksitli yapılandırma kapsamında bulunuyor. Mevcut borcunu yapılandırmak isteyen kredi borçlusu vatandaşlar da bu fırsattan yararlanabilecek. Örneğin 50.000 TL bireysel ihtiyaç kredisi çekmiş ve bunun 15.000 TL’sini ödemiş olan bir vatandaş kalan 35.000 TL için yapılandırma isteyebilecek. Ancak bu otomatik gerçekleşmeyecek. Yapılandırma isteğe bağlı olduğu için bankaya başvuru yapmak gerekecek.

Kredi kartı borçlarında yapılandırmanın ardından borcun taksitleri ödendikçe kredi kartının kullanılabilir limiti de artmaya başlayacak. Öte yandan kredi kartıyla alışverişlerde 9 taksit sınırlaması da genişletilerek 12 taksite çıkartıldı. İhtiyaç kredilerinde yeni kredi kullanacaklar için vade 36 aydan 48 aya yükseltildi.

Tüketici kredisi ve kredi kartları borçları için yapılandırma bir defaya mahsus olarak 72 ay vadeli olarak yapılabilecek. Yapılandırma en son borç tutarı üzerinden gerçekleşecek. Uygulamanın eylül ayı sonunda ya da ekim ayı başında hayata geçmesi, bankaların talepleri kabul etmeye başlaması bekleniyor.

Banka Kredisini Doğru Kullanmak Bir Sanattır

Banka Kredisini Doğru Kullanmak Bir Sanattır

18 yaşını geçmiş herkes bankalardan kredi çekebilir. Türkiye vatandaşı olup bu ülkenin nüfus cüzdanını taşıyan, elinde bir gelir belgesi bulunan herkes kolayca kredi alabilir. Kamam, bankalardan ihtiyaç kredisi çekmek o kadar da zor değil ama bunun bir de geri ödemesi var. Bütçeyi zorlayacak kredi taksitlerine girilirse ihtiyaç kredisi kullanmak sonu belirsiz tehlikeli bir maceraya dönüşebilir.

Dolayısıyla banka kredisi kullanma konusunu çok fazla özen isteyen bir süreç olarak düşünmekte fayda var. Kredi almayı aklınızdan geçirirken, çekerken ve geri ödemesini yaparken bu süreci yönetmenin bir sanat olduğunu düşünmeli, sürecin tamamına usta bir sanatçı mantığıyla yaklaşmalısınız.

Bankalardan ihtiyaç kredisi kullanma sürecini başından sonuna kadar özetleyelim. Aşağıdaki adımları adeta bir sanatçı gibi dikkatle ve özenle atarsanız kredi alma süreci keyifli bir macera gibi olacaktır. İhtiyaçlarınızı ve hayallerinizi yarına bırakmadan bugün karşılamanın tadını çıkarırsınız. Peki ya tersine hareket ederseniz, onu düşünmek bile istemiyoruz.

İlk defa kredi başvurusunda mı bulunacaksınız? Hangi aşamalardan geçeceğinizi, hangi sorunlarla karşılaşacağınızı ve neye dikkat etmeniz gerektiğini merak mı ediyorsunuz?

Bu krediye gerçekten ihtiyacınız var mı?

Krediyi ne amaçla kullanacağınız çok önemli. Kredi ve kart borçlarınızı birleştirmek için mi, evlilik, tatil, eğitim gibi özel ihtiyaçlarınız için mi, yoksa genel nakit harcamalarınız için mi kredi arıyorsunuz? Bu konuda net olmanız bankaların ihtiyaç sebebine göre yapmış oldukları kampanya ve avantaj seçeneklerinden faydalanabilmenizi sağlayacaktır.

Alternatifleri gözden geçirdiniz mi?

Çoğu tüketici kredi araştırmasına daha önceden ilişkisi olduğu bankaya giderek başlar. Bu yanlış bir hareket değildir ancak diğer bankaların sunduğu avantajlı olabilecek tekliflerin önüne de geçmemeli. Ulaşabildiğiniz tüm bankalarda bütçenize ve ihtiyacınıza uygun kredi tekliflerini araştırmalısınız. Unutmayın hiç planınızda olmayan bir banka tam da ihtiyacınıza özel bir kredi teklifi sunabilir. Örneğin, ICBC Turkey ve Fibabanka 2016 Temmuz ayı itibari ile piyasanın en iyi konut kredisi veren ilk 5 bankası arasında yer almalarına rağmen çoğu tüketici tarafından bilinmiyor.

Karşılaştırma yaptınız mı?

Bankalardan topladığınız kredi tekliflerini karşılaştırın. Hangi bankanın hangi konuda daha iyi bir teklifle karşınıza çıktığını hesaplayın. Sizin için önemli olan faktör ne belirleyin. Aylık taksitler mi, faiz oranı mı yoksa toplam maliyet mi? Karşılaştırma yaparken tüm etkenleri düşünün, dosya masraflarından yaptırılan sigortalara, vergi yükümlülüklerinden bankanın talep ettiği ücretlere kadar her detayı inceleyin. Sizin için en uygun krediye ulaşmanız ancak böyle mümkün olacaktır.

Kredi başvurunuzu gerçekleştirirken banka size kredinizle ilgili bilgilerin bulunduğu bir form gönderecektir. Bu formu dikkatlice okunmalı ve anlaşmanız dışında bir madde ile karşılaşırsanız bunu bankaya bildirmelisiniz. Sözleşmede yazan bilgiler tüm kredi sürecinizi etkileyeceğinden özen göstermeniz gereken bir aşama olduğunu unutmayın.

Bütçenizi hesapladınız mı?

Seçeceğiniz ödeme planı kredi ödemelerinizi ve bütçenizi doğrudan etkileyecek faktörlerin başında gelir. Çalışma durumunuz, hanenize giren aylık gelir ve bu gelirin düzeni gibi konular ödeme planınızı seçerken göz önünde bulundurmanız gereken noktalardır. Eğer kayıtlı gelirinizin bir kısmı 3 aylık veya yıllık olarak geliyor ya da özellikle ilk yıllardaki ödemelerinizin daha az olmasını istiyorsanız, bankalardan esnek veya artan ödemeli kredi planı talep edebilirsiniz.

Kredi notunuzu biliyor musunuz?

Her olumsuz kredi başvurusu kredi almanızı biraz daha zorlaştırmaktadır. Bundan dolayı kredi notunuzu öğrenerek, kredi alıp alamayacağınızı kredi başvurusu yapmadan öngörmeniz,aslında ilerde sorunsuz kredi kullanmanız açısından önemlidir. Bunun için Kredi Kayıt Bürosu’nun (KKB) internet sitesi üzerinden ufak bir ücret karşılığında kredi notunuzu edinebilirsiniz.

Geri ödemeler çok önemli…

Ödemelerinizin düzenli olması sadece mevcut kredinizi için değil aynı zamanda ileriki dönemlerde kredi hareketlerinizi de etkileyecektir. Yapacağınız gecikmeler kredi notunuza yansıyacak ve bu durum bir sonraki krediniz için bankanın size bakışına tesir edecektir. Ödemelerinizi düzenli yapmanız en başta seçtiğiniz ödeme planıyla doğrudan ilişkili olacağından karar aşamasında doğru adımlar atmanız gerektiğini unutmayın! Diyelim ki bütçenizde beklenmedik bir sorun yaşandı. Bunu direkt olarak bankayla paylaşın ve planınızda değişiklik isteyin. Ödemelerinizi geciktirmektense böyle bir karar almak mantıklı olacaktır.

Faiz oranlarına baktınız mı?

“Krediyi aldım ve bundan sonra sadece ödemelerimi düzenli yapsam yeter” diyorsanız yanılıyorsunuz. Çünkü kredi alırken gösterdiğiniz titizlik kadar kredi sürecini takip ederek maliyetlerinizi aşağıya çekmek konusu da size ekstra fırsatlar yaratabilir. Bunun için sürekli olarak faiz oranlarını ve ülkenin ekonomik durumunu takip etmek gerekiyor. Bu şekilde davranarak oluşan yeni fırsatları yakalamak ve daha düşük maliyetle borçlanmakta mümkün.

Yapılandırma diye birşey var

Yapacağınız takip sonucunda faizlerin düştüğünü fark ederseniz, konut kredinizi daha avantajlı oranlarla yapılandırma hakkınız var. Bu durum kalan ödemelerinizi rahatlatırken, yapılandırma sırasında yenileyeceğiniz ödeme planınız da bütçenizdeki yükü azaltacaktır. Ancak burada unutmamanız gereken nokta, bankaların yapılandırma sırasında sizden konut kredisi için kalan anaparanın %1 ile %2’si oranında bir ücret talep etmeleri olacaktır.

Ayrıca kredi yapılandırma hesaplaması her zaman en güncel faiz oranı ile net kâr veya zarar hesabı üzerinden yapılmalıdır. Aksi halde ilk bakışta kârlı olarak görünürken, toplam yapılandırma masrafları ile zararlı çıkabilirsiniz.

30 Ağustos’ta bankalar açık olacak mı?

30 Ağustos Zafer Bayramı geldi çattı. Ancak bu yılki 30 Ağustos ile ilgili bir kavram kargaşası olması vatandaşın da kafasını karıştırıyor. Gaziantep saldırısı nedeniyle bu yıl 30 Ağustos’ta kutlama olmayacağının açıklanması, bankaların da açık olup olmayacağı sorusunu gündeme getiriyor. Vatandaş haklı olarak, “30 Ağustos kutlanmayacaksa tatil de olmayacak. Bu durumda bankalar açık olur” düşüncesine kapılıyor. Ancak böyle düşünenlerin yarın bankalara gittiğinde hayal kırıklığına uğrayacağı kmsin… Çünkü 30 Ağustos Salı günü resmi ve özel bankaların hiçbirisi açık olmayacak.

Oluşturulan kavram kargaşası bir yana, bunun iki basit sebebi var aslında… Birincisi, 30 Ağuustos’ta resmi kutlama yapılmayacak ama bu sadece devletin kendi yaptığı resmi kutlamalar için geçerli… Halk bu bayramı istediği gibi kutlayabilir. İkinci sebebi ise, 30 Ağustos’ta memurlara verilen tatil ulusal bayram tatili… Yani idari izinli sayılarak yapılan bir tatil değil bu… Dolayısıyla 30 Ağustos Zafer Bayramı, ulusal bayram statüsünde bir tatil günü olduğu için resmi ve özel bankaların hepsinin kapalı olması gerekiyor.

Akbank, Garanti Bankası, İş Bankası, TEB, Finansbank, Odeabank, ING Bank, Şekerbank, Fibabank, Yapı Kredi, Kuveyt Turk gibi özel bankaaların yanında Ziraat Bankası, Vakıfbank, Halkbank, Ziraat Katılım gibi tüm devlet bankaları yarın çalışmayacak, işlem yapmayacak. Bankaların internet şubeleri üzerinden tüm işlemler yapılabilecek. Ancak yapılan işlemler bir sonraki gün devreye girecek. Örneğin bir bankanın internet şubesinden havale göndermeniz durumunda bu işlem ertesi sabah işleme girecek.

Emeklilikte yeni dönem Ocak ayında başlıyor

Çalışanların otomatik olarak bireysel emeklilik sistemine (BES) dahil edilmesini öngören yasa değişikliği yayımlandı, yasa 1 Ocak 2017’de yürürlüğe girecek.

Bireysel emeklilik tasarruf ve yatırım sistemi yasasına eklenen bir maddeyle 45 yaş altı çalışanların BES’e dahil olmasını öngören yasa değişikliği Resmi Gazete’de yer alıyor. Buna göre, kamu ve özel sektörde çalışan 45 yaş altı herkes BES’e girip, tasarruf edecek. Girenler isterlerse 2 ay sonra çıkabilecek. Yeni uygulama 2017’de başlayacak.

Türk vatandaşı olup 45 yaşını doldurmamış olanlardan ücret karşılığı çalışanlar, işverenin, kanun hükümlerine göre düzenlediği bir emeklilik sözleşmesiyle emeklilik planına dahil edilecek.

Kanuna göre, Türk vatandaşı olup 45 yaşını doldurmamış olanlardan ücret karşılığı çalışanlar, işverenin, kanun hükümlerine göre düzenlediği bir emeklilik sözleşmesiyle emeklilik planına dahil edilecek. İşveren, çalışanını otomatik katılım için emeklilik planı düzenleme konusunda Hazine Müsteşarlığınca uygun görülen bir şirketin sunacağı emeklilik planına dahil edebilecek. Bakanlar Kurulu, bu madde uyarınca emeklilik planına dahil edilecek işyerleri ile çalışanları ve bu kapsamdaki uygulama esaslarını belirlemeye yetkili olacak.

Çalışanın katkı payı, prime esas kazancının yüzde 3’üne karşılık gelen tutar olacak. Bu oranı iki katına kadar artırmaya, yüzde 1’e kadar azaltmaya veya katkı payına maktu limit getirmeye Bakanlar Kurulu yetkili olacak.

Bu tutar en geç, çalışanın ücretinin ödeme gününü takip eden iş günü, işveren tarafından şirkete aktarılacak. İşveren, katkı payını zamanında şirkete aktarmaz veya geç aktarırsa, çalışanın birikiminde oluşan parasal kayıptan sorumlu olacak.

Çalışan, otomatik katılıma ilişkin emeklilik sözleşmesinde belirlenen tutardan daha yüksek bir tutarda kesinti yapılmasını işverenden talep edebilecek.

İsteyen 2 ay sonra ayrılacak

Çalışan, emeklilik planına dahil olduğunun kendisine bildirildiği tarihi müteakip 2 ay içinde sözleşmeden cayabilecek. Cayma halinde, ödenen katkı payları, varsa hesabında bulunan yatırım gelirleri ile 10 iş günü içinde çalışana iade edilecek.

Şirket, cayma süresince ödenen katkı paylarının değer kaybetmemesini sağlayacak şekilde fon yönetiminden sorumlu olacak. Cayma hakkını kullanmayan çalışan, belirlenecek hallerde katkı payı ödemesine ara verilmesini talep edebilecek.

Bu madde kapsamında bir emeklilik sözleşmesi bulunan çalışanın iş yerinin değişmesi halinde, yeni iş yerinde bu madde kapsamında bir emeklilik planı varsa, çalışanın birikimi ve sistemde kazandığı emekliliğe esas süresi yeni iş yerindeki emeklilik sözleşmesine aktarılacak. Yeni iş yerinde emeklilik planının bulunmaması halinde çalışan, talep ederse önceki iş yerinde düzenlenmiş sözleşme kapsamında katkı payı ödemeye devam edebilecek; talep etmezse emeklilik sözleşmesi sonlandırılacak.

1.000 TL devlet katkısı var

Çalışan adına bireysel emeklilik hesabına ödenen katkı payları üzerinden devlet katkısı sağlanacak. Çalışanın cayma hakkını kullanmaması halinde, sisteme girişte bir defaya mahsus olmak üzere, bin lira ilave devlet katkısı sağlanacak. Bakanlar Kurulu, bu tutarı yarısına kadar artırmaya veya yarısına kadar azaltmaya yetkili olacak.

Emeklilik hakkının kullanılması halinde, hesabında bulunan birikimi en az 10 yıllık, yıllık gelir sigortası sözleşmesi kapsamında almayı tercih eden çalışana, birikiminin yüzde 5’i karşılığı ek devlet katkısı ödemesi yapılacak.

Çalışan katkı payının takip ve tahsil sorumluluğu şirkete ait olacak. Şirketlerce, fon işletim gideri kesintisi dışında başka bir kesinti yapılamayacak. İşverenin yükümlülüklerine ve yürürlüğe konulan düzenlemelere uymaması halinde, her bir ihlal için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca 100 lira idari para cezası uygulanacak.

Ekonomi çok önemlii diyoruz ama nedir şu ekonomi?

Ekonomi çok önemlii diyoruz ama nedir şu ekonomi?

Ekonomi, insanların sınırsız tüketim isteklerinin kıt kaynaklarla en iyi nasıl tatmin edileceğini inceleyen bilim dalıdır. Ekonomi kelimesinin kökeni Yunanca’daki “oikia” (ev) ve “nomos” (kural) kelimelerine dayanır, “ev yönetimi” demektir.

Üçüncü sınıf köşe yazarlarından anlı şanlı iktisat profesörlerine ve kabarık ünvanlı ekonomi bürokratlarına kadar neredeyse tüm ideologların üzerinde hem fikir olduğu bir argüman, “İnsan ihtiyaçlarının sınırsız, buna mukabil kaynakların kıt olduğu” dur. Yıllar boyunca ekonomi denilen şey bu şekilde tanımlanmış, küçük revizyonlardan geçerek tüm ders kitaplarında bu şekliyle yer bulmuştur. Üniversite düzeyindeki ekonomiye giriş derslerinin ilkinde, hocaların öğrencilere ekonominin tanımı diye öğrettikleri şey de budur: “Ekonomi, sınırsız ve sonsuz insan ihtiyaçlarının, sınırlı ve kıt kaynaklarla en iyi şekilde nasıl giderilebileceğini inceleyen bir bilim dalıdır.”

Çok az kişi bu başlangıç noktasını sorgulama ihtiyacı hisseder. İşletme okumuş ve zorlu ekonomi derslerinde cinnet noktasına gelmiş biri olarak bu tanımı hep sorgulama ihtiyacı duyanlardanım. Bilim olduğu iddia edilen bir alanın bu şekilde tümüyle ideolojik bir ön yargıya dayandırılması, ve bu tanımı ekonomi gerçeği ile özdeşleştiren gençlerin zihinlerine yapışmış bir kıtlık psikolojisiyle gelecekte bu alanda nasıl harikalar yaratacağı tartışılır.

Gerçekte, ne insan ihtiyaçları sınırsız ve sonsuzdur, ne kaynaklar mutlak anlamda kıttır. Ve ne de içinde bulunduğumuz toplumdaki ekonomik faaliyetin temel amacı insan ihtiyaçlarının en iyi şekilde giderilmesidir. Bu üç temel ideolojik argümana dayandırılan bir anlayışın bilimsel olarak sunulması tam anlamıyla bir yıkımdır.

Dünya’da neredeyse tüm değerler ekonomi üzerine dönüyor. Ve bu dengeleri elinde tutan tüm dahi ekonomistlerin işe kıtlık bilincinde başlaması belki de Dünyamızın içinde bulunduğu durumun sorumlularından biri olabilir. Bir insana imkanlar kıt ve sen bu kıt imkanlar pastasında alabildiğin veya satabildiğin büyük payda kadar varsın demek…. Üstelik bunu ekonomi eğitiminin temelinde veriyor olmanın sanki farklı bir amacı varmış gibi değil mi?

Tüketme eyleminin yegane mutluluk kaynağı olarak adeta bir tapınma biçimi haline getirildiği kapitalist toplumda bile insan ihtiyaçları ister çeşitlilik ister miktar açısından sonsuz değildir. İnsan ihtiyaçları sınırsız olsaydı kim veya hangi kuruluş insanların daha fazla tüketmesini sağlamak üzere milyarları reklamlara, pazarlama uzmanlarına, ürün çeşitlendiricilere, piyasa araştırmacılarına harcardı?

Buradan çıkarmamız gereken nihai sonuç da aslında sınırsız olanın insanların ihtiyaçları olmadığıdır. Sınırsız olan şey, bilinçsizce satın almaya yapılan teşviktir. Kapitalist ekonomi “bilimi”, iddia ettiği gibi insanın ihtiyaçlarının akılcı biçimde karşılanması üzerine değil, insanın tüketim kapasitesinin arttırılması üzerine kafa patlatır ki, bunda başarısız olduğu da pek söylenemez. İnsanların arzuları ve ihtirasları körüklenir, sosyal bir varlık olan insanın otokontrol mekanizmaları, kapitalist bencillik ideolojisi tarafından kırılmaya çalışılır. Peki baştan beri yaratılmak istenen insanları gözü doymayan ve kıtlık psikolojisinde çılgınca yaşayan bir varlık haline getirmekten başka nedir?

Peki neden bu denli yoğun bir tüketim propagandasıyla karşı karşıyayız? Çünkü kapitalist üretimin temel motivasyonu insan ihtiyaçlarını karşılamak değil, kâr etmektir.

İnsanlığın geçmişinde, üretici güçlerin geri düzeyi nedeniyle, insan ihtiyaçlarının karşılanması hususunda büyük bir yetersizliğin olduğu ve bu anlamda sınırlı kaynaklar olduğu söylenebilir. Doğal kaynaklarımızın temeli olarak dünyamız sınırlı gözükse bile, onun içerisindeki mütevazı varlığımız açısından bakıldığında dünyanın sahip olduğu kaynaklar sonsuzdur. Dünya üzerinde her bir insana yetecek düzeyde bolluk bereket vardır.

İnsanları psikolojilerini bozmak suretiyle doyumsuz hale getirmeye dayalı sistemlere yavaş yavaş veda etmenin zamanı geldi geçiyor. Bunun için iş tabii ki önce eğitimden başlıyor. Eğitirken kavramlara ön yargılar yüklememek, bireyleri tüketici olmaya değil insan olmaya teşvik etmek her eğitmenin üzerine düşen görevler arasında. Dünya üzerinde dengeler hızla değişirken insanların her şeyi satın alabildiği sürece var olduğu hissi azaltılmaya çalışılmalı. İnsanoğlunun aydınlanmaya başladığı bu dönemde sistemlerin de işlevini yitirdiği ve insanlığa değil yalnızca paraya hizmet ettiğini anlamalıyız.

Bizler Dünyayı sömürmek ve kaynakları tüketmek amacıyla buraya gelmiş hainler değiliz. Işığımızı ararken yalnızca gerçek ihtiyaçlarımız ile yolumuza devam etmeliyiz. Tatminimiz sınırsız tüketimimizle değil sistem dışında varoluşa yaptığımız katkılar ile olmalı. Kapitalizme hizmet eden köleler olmayı seçersek Dünyamızı ve insanlığı gerçekten kötü zamanlara sürüklemiş olacağız. Ancak gerçekten bilinçlenmemiz durumunda tüm dengeleri pozitif yönde değiştirebiliriz.

Bir de şu tanıma bakalım;

* Ekonomi insanların ihtiyaçlarını karşılama isteklerinin, kaynakları en verimli değerlendirecek şekilde nasıl yönetilebileceğini inceleyen bilim dalıdır.

Gerçekten hangi tanımın Dünya ve insanlığa hizmet ettiğini hissediyorsak o tanımla yolumuza devam etmeliyiz. Kıtlık psikolojisi mi, yoksa bolluk psikolojisi mi?

Hangi banka konut kredisinde ne kadar indirim yaptı?

Hangi banka konut kredisinde ne kadar indirim yaptı?

Cumhurbaşkanı Endoğan ve hükümetin, bankalara konut kredisi faizlerini indirmeleri yönünde yaptığı çağrıların ardından bankalardan faiz indirimi haberleri gelmeye başladı. Bankalar peş peşe yaptıkları açıklamalarla konut kredilerinde faiz oranlarını yüzde 1’in altına çekiyor. Bugünlerde konut kredisi çekmeyi düşünüyorsanız, hangi bankanın son bir gün içerisinde ne kadar indirim yaptığını aşağıdaki yazıda inceleyebilirsiniz.

Ziraat Bankası – Yüzde 0.82

Ziraat Bankası konut kredisi faizlerini 11 Ağustos Perşembe gününden geçerli olmak üzere 1 – 24 ay vade için aylık yüzde 0.82’ye indirdi. Bankadan yapılan açıklamada, faiz oranlarının 25 – 60 ay vade için yüzde 0.90, 61 – 120 ay vade için yüzde 0.95 olacağı bilgisi verildi.

Denizbank – Yüzde 0.89

Bir indirim haberi de DenizBank’tan geldi. Denizbank Genel Müdürü Hakan Ateş basın toplantısında yaptığı açıklamada konut kredisi faizinin yüzde 0.89’a çekildiğini söyledi.

Buna göre Denizbank’ta onut finansmanında faizi iki yıla kadar (24 ay) vadede yüzde 1.14’ten yüzde 0.89’a çekildi. Beş yıla kadar vadede ise faiz yüzde 1.14’ten yüzde 0.99’a düştü

TEB – Yüzde 0.99

Türk Ekonomi Bankası (TEB), konut kredisi için başlattığı ve ağustos ayı boyunca sürecek olan yeni kampanya kapsamında konut kredisi faizini yüzde 0,99’a kadar düşürdü. TEB’den yapılan açıklamaya göre banka, başlattığı kampanya ile ev sahibi olmak ya da konuta yatırım yapmak isteyenler için kredi faiz oranını 12 ay vadede yüzde 0,99, 36 ay vadede yüzde 1,03, kalan vadelerde ise yüzde 1,06 olarak belirledi.

Şekerbank – Aylık 0.89

Faiz indirimine gittiğini duyuran bankalardan biribi de Şekerbank oldu. Şekerbank, konut kredisi faiz oranlarını, 1 – 24 ay vadelerde yüzde 0.89, 25 – 60 ay vadelerde ise yüzde 0,99’a çektiğini açıkladı. Şekerbank’ın faiz oranları 11 Ağustos tarihinden itibaren geçerli olacak.

Halkbank – Yüzde 0.80

Halkbank, konut kredisi faiz oranlarını 1 – 24 ay vadelerde yüzde 0,80, 25 – 60 ay vadelerde ise yüzde 0,89’a düşürdü. Bankadan yapılan açıklamaya göre konut kredi faiz oranlarını 1 – 24 ay için yüzde 0,80’e, 25 – 48 ay için yüzde 0,89’a, 49 – 60 ay için yüzde 0,90’a ve 61 – 120 ay için yüzde 0,95’e çekti.

Halkbank’ın yeni konut kredisi paketi, yeni satın alınacak konutlar için kullanılacak olup kredi üst sınırı 1 milyon TL olarak belirlendi.

Vakıfbank – Yüzde 0.80

Hükümetin konut kredisi faizlerinin indirilmesine yönelik çağrılara karşılık olarak Vakıfbank da konut kredi faiz oranlarını indirdiğini açıkladı. VakıfBank, konut sahibi olmak isteyen müşterilerine yüzde 0.80’den başlayan faiz oranları ve esnek ödeme seçenekleriyle kredi imkanı sunacağını açıkladı.

Bankadan yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: “VakıfBank, ‘SarıPanjur Halden Anlayan Konut Kredisi’ kampanyasıyla konut sahibi olmak isteyen müşterilerine 120 aya varan vade ve cazip faiz oranlarıyla çözüm imkanı sunuyor. Kampanya kapsamında 3 – 12 ay vadede yüzde 0.80, 13 – 36 ay vadede yüzde 0.88, 37 – 60 ay vadede yüzde 0.90 ve 61 – 120 ay vadede yüzde 0.95 faiz oranıyla kredi kullanılabiliyor”.

Kuveyt Türk – Yüzde 0.89

Kuveyt Türk, konut finansman kar oranını 1 – 24 ay vadelerde yüzde 0,89’a, 25 – 60 ay vadelerde ise yüzde 0,99’a düşürdü. Bankadan yapılan açıklamaya göre Türkiye’de “sağlam bankacılık” modelini uygulayarak faaliyet gösteren Kuveyt Türk, ev sahibi olmak isteyenlere avantaj sağlayan konut finansmanı kar oranlarını indirdi.

Konut finansmanı indirimiyle konut sahibi olmak veya bu alana yatırım yapmak isteyenler vadeye göre farklı kar oranlarıyla büyük bir avantaj yakalayacak. Kuveyt Türk, 0 – 24 ay vadelerde yüzde 0.89, 24 – 60 ay vadelerde yüzde 0,99, 60 – 120 ay vadelerde yüzde 1,09 oranıyla tüketicilerine finansman sunacak.

Garanti Bankası – Yüzde 0.95

Garanti Bankası kuruluşu olan Garanti Mortgage, 24 aya kadar vadeli konut kredisi faiz oranını % 0.95’e, 24 – 60 ay arası vadelerdeki konut kredisi faiz oranlarını da yüzde 0,99’a düşürdü. Bankanın yeni faiz oranları 11 Ağustoos Perşembe gününden itibaren uygulanmaya başlandı.

Moody’s Türkiye Kararı Doları Nasıl Etkiler?

Moody's Türkiye Kararı Doları Nasıl Etkiler?

Kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s, Türkiye değerlendirmesini bu gece gerçekleştirecek. Türkiye’yi yatırım yapılabilir seviyede not veder iki kuruluştan biri olan kurumdan gelecek karar öncesi yerli ve yabancı analistler görüşlerini paylaştı.

Türkiye’nin kredi notunu indirim için izlemeye alan Moody’s Türkiye’yi yatırım yapılabilir seviyede kredi notuyla değerlendiren iki kredi derecelendirme kuruluşundan biri. Moody’s’in kredi notunu aşağı çekmesi Türkiye’den sert portföy çıkışlarına neden olabilir.

Reuters’a göre bankacılar Türkiye’nin yatırım yapılabilir kredi notunu kaybetmesini ana senaryo olarak beklemeseler de bu gelişme piyasalarda satış baskısı yaratmayı sürdürüyor. Piyasalarda genel beklenti darbe girişimin ardından Türkiye’nin kredi notunu indirim için gözden geçirmeye alan kredi derecelendirme kuruluşunun gözden geçirmeyi 5 Ağustos’ta tamamlamak yerine bir miktar daha beklemesi yönünde.

Kredi derecelendirme kuruluşları her ne kadar not gözden geçirmeleri için yılbaşında bir takvim açıklasalar da gelişmelere göre bu takvim dışında da not kararı açıklayabiliyorlar. Türkiye’yi yatırım yapılabilir seviyede kredi notuyla not vermiş olan diğer kuruluş ise Fitch…

Erdoğan: “Bizdeki faiz oranları zulümdür”

Erdoğan: "Bizdeki faiz oranları zulümdür"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Oda ve Borsa Başkanları İle İstişare Toplantısı’nda konuştu. Erdoğan, “Dünya sıfıra yakın faizle çalışıyor, Japonya’ya bakın, ABD’ye bakın sıfırlarla çalışıyor, Avrupa’ya geliyorsun % 1-2’de çalışıyor bize ne oluyor? Olmaz bu zulümdür” dedi.

Erdoğan, darbe girişimine rağmen ekonominin sınırlı bir dalgalanma dışında yolunda ilerlemeye devam ettiğini söyledi. Ülkemizin ekonomik göstergelerinde hiçbir sorun yok. Darbe girişimine rağmen uluslararası finansman konusunda sıkıntımız yok, tersine 15 Temmuzdan sonra borçlanma ihalelerine dahi beklenenin üzerinde talep geldi. Merkez Bankamızdaki döviz rezervlerimiz artıyor. Ama yetmez, süratle döviz rezervini 165 milyar dolara çıkarmalıyız diyen Erdoğan, “Bu süreci ekonomik anlamında da başarıyla bitirdik. Ekonomide yapısal reformlar kesintisiz sürecek ” dedi.

Erdoğan konut alımlarında özellikle devlet ve özel sektör bankalarının faiz oranlarını yıllık % 9’a doğru çekmelerini istedi. Cumhurbaşkanı, “Yıllık faiz oranlarının tek haneli rakamlara, sanayici için ise oranları çok daha aşağı çekip sürümden kazanmalarını isteriz.” dedi.

Faiz konusunda dünyadan örnekler veren Erdoğan, “Dünya sıfıra yakın faizle çalışıyor, Japonya’ya bakın, ABD’ye bakın sıfırlarla çalışıyor, Avrupa’ya geliyorsun %1-2’de çalışıyor bize ne oluyor? Olmaz bu zulümdür” yorumunu yaptı.